18 Nisan 2015

2014 Mart Ayına Bakış

Kırklarıma geldiğim bu dönemde her daim mart ayı benim için en beklenen ve en favori ay olmuştur oniki ayın içinde ki.
Nedeni ise çok basit dünya da ki tüm insanların en önemli günleri olarak kabul ettikleri doğdukları günün ( belki doğdukları güne lanet edenler de vardır onları ayırdım ) yıldönümüne rastlayan ilgili gün ve ilgili ay olmasıdır doğal olarak.
Bu durumum ne yazık ki 2014 Mart ayı itibariyle artık hayatımın sonuna kadar üzüntüsünü hissedeceğim bir kayıpla kesiştiğinden buruk martlar olarak kalacak.
Blog sitemi bu sene bir önceki yıldan aklımda kalanları aylık ve kronolojik olarak yazmaya başladım. Ocak ve şubat aylarını bu şekilde hazırladım.
Mart ayı içinde aynı formatı devam ettireceğim fakat bu seferlik yukarı da belirttiğim acı olay ile başlıyorum.
23.Mart.2014 günü çok sevgili kayinpederim, babam, dostum, sırdaşımı Oktay Soyay'ı kaybettik.
Gerçek bir beyefendi, adam gibi adam, herkesin babasiydi.
Bundan sonra anneciğimle beraber kalbimiz de her daim yaşayacak.
Mekanları cennet olsun.
Oktay Baba, '' BABA OKTAY '' ...
Sözlükte ''Baba'' tanımına karşılık gelen İstanbul'un son beyefendilerindendi.
Balatlıydı. Hep konuşurduk beraber bir o taraflara gidelim, çocukluğunun,gençliğinin geçtiği yerlerde gezelim diye. Kısmet olmadı.
Kendisini özlemle anıyorum ve arıyorum.
Her daim bizimle ve fiziken olmasa da hayatımıza bıraktığı izler ile hep bizimle olacağına inanıyorum.
'' BİZ'' diyorum çünkü ben ne hissediyorsam hayatlarına bir şekilde dokunduğun tüm insanlar benim gibi düşünüyor. Bundan eminim.
Huzur içinde uyusun.
En başta belirttiğim, benim için en önemli ay olan doğum günümün olduğu mart ayı, Oktay Babamın kaybı yanında ondan beş ay önce sonsuzluğa uğurladığım annemin acısının sıcaklığında daha bir anlamsızlık katıyordu. Çünkü beni hayata getiren annemsiz yaşayacağım ilk doğum günüm olacaktı.
Eğer olsaydı sabah ilk beni arar her zaman soylediği " Ne iyi etmişim de doğurmuşum " diyecekti her sene olduğu gibi.
Kayıpların zor olduğunu ama özel günler de çok daha zor olduğunu o günden sonra daha iyi anlayacaktım ve anlıyorumda...Mekanı cennet olsun ki bence cennet.
Blogumda annemi kaybettikten sonra bir paragraf ve bir fotoğraf dışında hiçbir şey yazamadım onunla ve bu kaybımla ilgili.
Elim gitmedi. Onsuz geçen onaltı ay süresince içimde neler yaşandı neler ve paylaşmakta istedim ama kendi tarihime not düştüğüm bu blogta birşeyler yazmaya ancak cesaret ediyorum sanırım.        
( 2014 Kasım ayında onu kaybedişimizin ilk sene dönümündeki duygularımla daha geniş anlatacağım annem Merih Badalıoğlu'nu.)
Hayatlar doğumlar ve ölümler arasında gidip gelirken tabi ki 2014 mart ayı da hem benim için hem de ülke için akmaya devam ediyordu.
Mart ayı yerel seçimlerin olması dolayısıyla Türkiye için çok önemli bir aydı.

1 Mart 2014 günü twitter da İmamıngülü isimli kullanıcı aşağıdaki fotoğraf eşliğinde şu mesajı atıyordu .
'' AKP'li Ülke TV Topbaş'ın Mitinginde ''GECE GÜNDÜZ DEMEDEN ÇALIYORUZ'' alt yazısı girdi. İşte Bunlar hep Allah Sopası ''
Evet büyük bir talihsizlik sonucu Ülke TV böyle bir altyazı geçmişti...
Her daim olduğu gibi ülkede siyaset sürekli hareket halindeyken hükümetin duygusal bakanı Bülent Arınç, CNN Türk televiyonun da 2015 Genel seçimlerinde CHP Eskişehir 2. Sıra Milletvekili Adayı olacak olan Utku Çakırözer ile yaptığı röportajın da 17 Aralık'ta yaşananlar ile ilgili olarak aşağı daki beyanları veriyordu. ( haber Oda TV sitesinden alınmıştır. ) Yorumsuz paylaşıyorum.
Sosyal medyanın hayatımız ile iyice bütünleşmesi ''selfie '' çılgınlığını 2014 mart ayında iyice yükseltmeye başlıyor, Oscar töreninde çekilen aşağıda ki fotoğraf ile bir anlamda fitil ateşleniyordu.
Bu sırada bahar yüzünü gösteriyordu.
Fenerbahçe Parkı'nda ki kediler ve ben güneşin tadını çıkartmaya başlıyorduk.

Türkiye seçim havasında tam gaz ilerliyor. Yer gök afişler, pankartlar, bayraklardan geçilmiyordu. Yine talihsiz bir tesadüf sosyal medyaya bu şekilde yansıyordu.
Son yıllarda fotoğraf makinelerinin cep telefonlarına entegre olması ve teknolojinin hızlı gelişimiyle cihaz fiyatlarının ulaşılabilir seviyeler düşmesi Türk halkının artık gördüğü herşeyi fotoğraflamasına imkan sağlıyordu. Aşağıda ki fotoğrafçılık meraklısı hanım kızların Eminönü'nde ki kestaneci karelerini de ben fotoğraflıyordum.
11 Mart 2014 tarihin de Türkiye 15 yaşında bir çocuğunu kaybetti. Bugünlere kadar hakkında yüzlerce defa yazıldı çizildi...Söyleyecek çok şey var ama kelime kaldı mı ?
Sadece sözü Büyük usta Aziz Nesin'e bırakıyorum;
'' öyle bir ağlasam,
öyle bir ağlasam ki çocuklar
size hiç gözyaşı kalmasa
öyle bir aç kalsam,
öyle bir aç kalsam ki çocuklar
size hiç açlık kalmasa
öyle bir ölsem,
öyle bir ölsem ki çocuklar
size hiç ölüm kalmasa ''
*Aziz Nesin

Ulu Önder zaten zamanın ötesinde yine bizlere ışık tutmuştu.
15 Mart 2014 tarihinde ise tarafsız yayıncılığın adresi TRT'nin seçim sürecinde siyasi partilere ekranlarında ayırdığı süreler dikkat çekmişti veya normal karşılanmıştı.
TRT’de siyasi partilere ayrılan süreler:
- AK PARTİ: 792 dakika.
- MHP: 48 dakika.
- CHP: 45 dakika.
- BDP: 2 dakika.
Ve 30 Mart 2014 seçimleri. Sonuç malum. Yaşananlar aklımız da.

Tesellim ise Karadeniz de sadece Giresun da CHP kazandı.Karadenizin aydınlık yüzü hemşehrilerimin varlığı.
Seçim sonrası ilk gün aklımdan geçenler ; Demek ki bu ülkenin yüzde 45.i için yolsuzluk, hırsızlık, rüşvetin hiç bir anlamı yoktu. İnandıkları kişi ne diyorsa kabul ediyor ve koşulsuz itaat ediyorlardı. Onların dünyası ile diğer yüzde 55.in yani bizlerin ( ne talihsiz bir tanım ) yaşadığı dünya çok farklıydı. Onların dünyasından bir işadamı '' millettin ...mına koyacağiz " demişti ya işte bu güruhun seviyesi bu düzeydeydi ve birileri bunları kullanirken sadece zevk almaya çalışıyorlardı. Artık karanlıkların zavallı Türkiye'si ne mi giriyorduk?
Bu düşüncelerimi takiben yaklaşık bir sene sonra tekrar bir seçim dönemi var.
Bir yanım toplumlar hak ettiği şekilde yönetilir derken, bunu gerçekten hepimiz hak ediyor muyuz diye de sorguluyorum.
Bir taraftan da umutlar bir köşede, ellerim ceplerim de , alkışlamak için bekliyorum...

13 Ocak 2015

2014 Şubat Ayına Bakış

Ben gazetecilik zamanına yetişebildim keşke futbolculuğunu görebilseydim.Taçsız kral Metin Oktay'ın  2 Şubat doğum günüydü, ben de kendisinin aşağıdaki fotoğrafını paylaştım. 
Metin Oktay, Türk futbol takımlarının Avrupa arenasında atılan ilk golün sahibidir. Futbol endüstrisinin hızla geliştiği ve geliştikçe de her anlamda çirkinleştiği bu yıllar da Metin Oktay gibi bir futbolcu artık ne yazık ki yok. Eğer ona az da olsa benzeyenler  varsa da biz kendilerini göremiyoruz veya futbol işinin uzmanları onları gün yüzüne çıkaramıyor ya da çıkarmıyor. Bilinmez.

Metin Oktay ( 1939 - 1991 )
Yine 2 Şubat 2014 tarihinde Galatasaray taraftarını memnun eden bir transfer gerçekleşiyor ve yaptığı hatalar ile saç baş yolduran defans oyuncumuz Dany Nounke Beşiktaş' a kiralık olarak transfer oluyordu. 
Hayatın garip cilvesi 20 gün sonra oynanan Galatasaray - Beşiktaş maçında Galatasaray , Beşiktaş'ı Dany'nin sebep olduğu penaltı sonucu attığı tek golle yeniyordu. İşte futbolun en çok sevdiğim yanı bu tip durumlar, neyin ne zaman ne şekilde olacağı hiç belli olmuyor. 

Dany Nounke
4 Şubat 2014 tarihinde ise çok enteresan bir haber paylaştım. Haberin konusu İsveç'te çöplerin bittiği ile ilgiliydi. Haberin detayları aşağıda ki gibiydi;
'' Geri dönüşüm, güneş enerjisi ve daha birçok sürdürülebilir uygulamada tüm ülkelerin başını çeken İsveç, şaka gibi bir sorunla karşı karşıya. Elektrik ve ısınma ihtiyaçlarının büyük kısmını çöplerden elde eden ülkede çöp bitti. 250.000'in üzerinde evin elektrik ve ısınma ihtiyacını çöplerin yakıt olarak kullanılmasından sağlayan İsveç hükümeti, ülkede üretilen çöpten daha büyük kapasiteli çöp dönüştürme tesisine sahip. 
Eurostat'ın verilerine göre İsveç'te bulunan evlerden çıkan çöplerin sadece %1'i çöplüklerde kalıyor. Bu oran, diğer Avrupa ülkelerinde %38 dolaylarındadır. Geri kalan kısım ya geridönüşüme uğruyor ya da gübre olarak kullanılıyor. İsveç'teki güç santrallerinin büyük bir kısmı çöpleri yakıt olarak kullanıyor. Ancak ülkede çöplerin tükeniyor olması, daha doğrusu yeterince çöp üretilemiyor olması, İsveç'i zora sokuyor. 
Bu durum da İsveç'i komşusu Norveç'ten çöp ithal etmek durumunda bıraktı. Aslında bu yeni bir olay değil. İsveç bir süredir Avrupa'dan, özellikle de Norveç'ten yılda yaklaşık 800.000 ila 850.000 ton çöp ithal etmekteydi. Bu çöplerin büyük bir kısmı komşusu Norveç'ten geliyor. 
Hem de İsveç, bu ithalattan para da kazanıyor, çünkü Avrupa Standartları dahilinde çöplerinden kurtulmak isteyen Avrupa ülkeleri, İsveç'in çöplerini alması için para ödemekten çekinmiyor! 9.5 milyon nüfuslu ülkede çıkan atıkların yalnızca %4'ü geri dönüşmez durumda. Geriye kalan bütün çöpler geridönüşüm ile enerji üretiyor! ''

İsveç'in Başkenti Stockholm
Ahkam kesmek denen bir deyim vardır. Çoğumuz bol keseden bu deyime uygun hareket ederiz. Ama aşağıda ki saptama bence çok doğru ve yerli yerinde. Fazla yoruma gerek yok.


30 Mart 2014 tarihinde Türkiye Yerel Seçimleri yaşadı. seçimlere çok az bir süre kalması nedeniyle tüm adaylar yoğun tanıtım faaliyetlerindeydi.
CHP'nin İstanbul Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül ile o tarihte de görevinde olan Kadir Topbaş arasında yaşanan aşağıda ki dialog siyasetin ara sıra da olsa esprili tarafına güzel bir örnek olmuştu benim için.
'' Sarıgül: İstanbul'u eski günlerine döndüreceğiz.''
''Topbaş: Çok özlediyseniz 1 hafta çöpleri toplamayız olur biter.''
Ülke de gündem o tarihler de seçim olunca bende seçim ile ilgili görüşlerimi bildirmiştim.
O zamanlar da basına MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin olağan durumlardaki basına yansıyan fotoğrafları haricinde daha farklı bir tarz da fotoğrafı yansımıştı bana göre. Bende söz konusu fotoğrafı tarihe not düşmesi için bir kere daha paylaşıyorum.
Devlet Bahçeli Soba Başında Keyfi Yerinde
Eğer Bizans döneminde tepeden İstanbul'a bakabilseydik nasıl bir manzara ile karşılaşırdık sorusuna birileri cevap bulmuş. Bende paylaşmıştım. Her daim güzelsin İstanbul demek istiyorum ama nedense son dönemleri için çok içimden gelmiyor.
Bizans Zamanlarında İstanbul
22 Şubat 2014' te oynanan Galatasaray - Beşiktaş maçı Dany'nin sebep olduğu penaltı dışında Galatasaray'ın savunma oyuncusu Semih Kaya'nın topun kendisinden çıkdığı halde aut kararı verilen pozisyonda hakeme aslında topun kendisinden çıktığını ve korner olması gerektiğini söylemesi üzerine Cüneyt Çakır'ın kendisini tebrik ederek korner kararı vermesi damgasını vurmuştu. Ama buna rağmen sosyal medya dediğimiz mecra da; o sırada Galatasaray 1-0 önde olduğu için böyle davrandığını söyleyebilecek kadar minik beyin kırıntılarına sahip olanların varlığına bir kere daha şahit oluyorduk.
Cüneyt Çakır Semih Kaya'yı Tebrik Ederken

11 Ocak 2015

2014 Yılı Ocak Ayına Bakış

2014 yılının ocak ayına 14 Mayıs'ta yapılacak olan Aerosmith konserine gitme planı ile başlamıştım. Ne acıdır ki 13 Mayıs tarihinde ülkemiz, yaşadığı acı maden kazalarının en büyüklerinden birini Soma da yaşadı ve dünyaca ünlü grupta haklı olarak bu bir sonra ki gün gerçekleşmesi gereken konseri iptal etti.

17 Ocak tarihinde Türk Edebiyatı' nın en özgün isimlerinden İhsan Oktay Anar yeni kitabı Galiz Kahraman'ı yayımlandı. Tabi ki yeni kitap hemen yazarın az ve öz  sayıda olan aşağıda da belirttiğim tadına doyum olmayan kitaplarının yanına tarafımdan eklenerek ve bir solukta okundu.
*Amat (2005)
*Suskunlar ( 2007)
*Yedinci Gün (2012)

Osmanlı tarihi çerçevesinde bol detaylı, tasvirli hikayeler okumayı düşünürseniz İhsan Oktay Anar'ı şiddetle tavsiye ederim. Zaten ilk kitabı elinize aldıktan sonra telaş ve merak içinde diğer kitapları da almaya koşacaksınız. Ayrıca Uzun İhsan Efendi'yi de bir tarafa not edin lütfen.

1 Ocak 2014 günü nam-ı değer Şeytan Rıdvan o dönem ki başbakanımız ile yılın ilk günü Dolmabahçe de ki çalışma ofisinde görüşme yaptı. 2 saat boyunca görüşme devam etti ve Rıdvan Dilmen çıkışta görüşmeye ilişkin bir açıklama yapmadı. Bu görüşmeyi de neden gazeteciler haber olarak değerlendirdiler onu da okuyucuların yorumuna bırakıyorum.


Malum futbol ilgi alanım olduğundan ocak ayının ikinci günü yine bir futbol haberi paylaştım. Türk futbol tarihinin 249 golle en çok gol atan futbolcusu günümüzün milletvekili Hakan Şükür Lig TV ile yollarını ayırıyordu. Bilindiği üzere Lig TV, TMSF'ye devir olmuştu ve 16 Aralık 2013 tarihinde de Hakan Şükür AKP ile yollarını ayırmıştı. Tesadüf işte. Ama ben Hakan Şükür'ü hep aşağıda ki fotoğrafı ile hatırlamayı istiyorum.

UEFA Ligi Şampiyonu Galatasaray Kupa Töreni ( 17.05.2000 )
3 Ocak 2014 günü Atlas Dergisi'nin aşağıda ki haberini paylaşmıştım. Sanki sonradan yaşanacak o faciayı hissetmiş gibi.
İptal edilen Likör Fabrikası projesinin dünü ve bugünü
İstanbul Mecidiyeköy'de tarihi Tekel Likör Fabrikası arsasına inşa edilen gökdelen kompleksinin İstanbul 6. İdare Mahkemesi tarafından durdurulduğu açıklandı. Radikal'den Elif İnce'nin haberine göre, "tescilli eserlere zarar verdiği ve İstanbul'un 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'na aykırı nüfus ve yapı yoğunluğu getirdiği" gerekçesiyle iptal edilen projenin bölgede yarattığı tahribat, HaberVs kameraları tarafından da tespit edildi.
"Mecidiyeköy yeşille buluşacak" sloganıyla pazarlanan ve internet sitesinde "Dünyanın en iyi projesi" olarak ödül aldığı belirtilen Quasar adlı proje inşaatının bölgede arta kalan tek yeşil doku parçasını nasıl yok ettiğini HaberVs muhabirleri beş yıl arayla görüntüledi.
Haberin devamı için: http://www.habervesaire.com/news/iptal-edilen-likor-fabrikasi-projesinin-dunu-ve-bugunu-2649.html

Fotoğraflar: Fotoğraf: Esra Söylemez-Zeynep Ofluoğlu, Grafik: HaberVs


Bu haberden yaklaşık 9 ay sonra 6 Eylül 2014 tarihin de sözkonusu inşaatın asansörü 32. kattan zemine çakılacak ve olayda 10 işçi hayatını kaybedecekti.


Fiili olarak Ankara'dan ayrılalı 17 sene oldu. Ama dönem dönem Ankara da ki günleri özlemle anıyorum. Ve geçtiğimiz sene yine böyle bir Ankara sevdam depreşmişken aşağıda ki yazı yine karşıma çıkmış.

Ne kadar doğru tespitler. Burada da olmazsa olmayacak bu güzel Ankaralı Olmak yazısı.
Anıtkabir  Fotoğrafı by Kayıhan
ANKARA'LI OLMAK DEMEK;*Bir mekana gittiğinizde içeridekilerin %50sini tanımak demektir.
*Zafer Çarşı'sından 2. El kitap almaktır.
Zafer Çarşısı
*Olgunlar; İngilizce kitaplarınızı almak için ilk adresiniz olması demektir.
Olgunlar Sokak
*Bir zamanlar Or-an’a ya da Çayyolu’na giderken “Buralarda şehir dışı be” demiş olmaktır.
*Sinemaya gitmeye karar verip yarım saat sonraki seansa yetişebilmek ve bunu İstanbullulara anlatırken şaşkın suratları izleyerek eğlenmektir.
*ODTÜ’lü değilsen içeriye girerken kimlik sormamaları için kapıdan kendinden emin adımlarla yürüyerek geçmek demektir.
*Ortaokul döneminde Karum’un yan merdivenlerinde piyasa yapmak demektir.
Karum İş Merkezi
*Vakko ya da YKM’nin önünde birileriyle buluşmuş olmak demektir.
*Kızılay’da dersaneye gitmek demektir.
*Güvenpark’tan otobüs ya da dolmuş duraklarına gitmektir.
Güven Park
*Arjantin’e “Cadde” diyebilmektir.
*Tunalı'ya "Tunalı Hilmi" diyenlerin bizden olmadığını bilmektir.
Tunalı Hilmi Caddesi
*Bir İstanbullunun gelip de “İyi güzel de deniz yok ama yaa!” diyişine “Sanki sen her gün denize giriyorsun ya” demek istemektir.
*“Bebe” demektir.
*HOSTA= Döner demektir.
Hosta Döner
*İstanbul’da Ankara ayazını özlemektir. Deniz olmamasına aldırmadan bağımlı olmak, sevmektir.
*Aşk Tesadüfleri Sever’i izlerken bir Ankaralı olarak herkesten çok ağlamak demektir.
Ve tüm bunları okuyan Ankaralıların yüzünde oluşan gülümsemeyi hep yaşıyor olmak demektir.
6 Ocak 2014 tarihi Amerikalıların buz kestiği gün olarak tarihte yerini aldı.

7 Ocak 2014 ise hayatımın bunsan sonraki dönemlerin de de yaşamaya devam edeceğim çok zor günlerimden biriydi.

O gün annemin doğum günüydü. İlk defa onsuzdum.
Ve aşağıda ki mesajı paylaştım.
'' Bugün annemin doğum günü. Nice mutlu yıllar demek isterken nur içinde uyu diyebiliyorum. Hayat işte. Tarifi yok... ''

1932 yılında Taksim aşağıdaki gibiymiş. Keşke hep böyle kalsaydı.

Taksim 
Türkiye'nin Avrupa da ki futbol elçisi klişesini sonuna kadar hak eden bir genç adam; 
'' Arda Turan ''
Ve dünya futbolunun tartışmasız bir numarası 
 '' Lionel Messi '' 
Ve '' O '' an için kim bilir kimler neler verirdi ?
Arda ve Messi Maç Sonrası Forma Değişirken
Bir ustanın, Ara Güler'in fotoğrafını paylaştım.
Büyük usta 17 Ocak 2014 günü bizleri korkutsa da neyse ki şimdilik sağlığı yerinde gözüküyor.
Kumkapı açıklarında Ermeni balıkçılar dönerken 1952 yılı. 
23 Ocak 2014 'te Türkiye'nin milletvekilleri öylesine birbirlerine giriyorlardı ki Meclis TV yayını kesmek zorunda kalıyordu. O gün aşağıdaki yorumu yapmıştım;
'' Okul da kavga edenler disiplin kuruluna verilirdi bence mecliste kavga edenleri meclisten atmak lazim.'
Mecliste Yumruklar Konuştu
24 Ocak 2014 tarihin de söz ettiğim olayı yaşadıktan sonra söz konusu işletmeye adımımı bile atmadım. İyi ki de atmamışım çünkü kış lastiklerini aldığım bu oto yıkama hizmeti ve lastik satışı yapan bu işletme,  bir çok lastikçinin 25 - 30 TL hatta bedavaya sağladığı lastik saklama hizmetini bana iki sene üst üste 100 TL'ye kiralamıştı.
Aslında işletmenin bir suçu yok. Zorla bana lastiklerimi gel bizim depoya koy da demedi demek ki serbest piyasa koşulların da her daim araştırmacı olmak lazım.
'' Aslında hepimiz biliyoruz ülkede ki zihniyet ve durumu ama ufak bir örnek dün yaşadığım; arabamı yıllardır yıkattığım yere götürdüm İçerenköy CarrefourSA , yılbaşı itibariyle zam yapmışlar 19 tl. Den 25 tl.ye , sebep işyeri sahibinin söylediği döviz olarak ödedikleri kiraların çok artmasıymış . Dövizdeki artış son dönem yüzde 15 civarı yapılan zam nerdeyse yüzde 25 . Kısaca durum budur. Yazık ...''

29 Ocak 2014 tarihinde  yine ülkede isim koymaktan bile üzüntü duyduğum bir durumun haberini paylaşmıştım.
Haber tarihi yarımadanın son durumu ile ilgiliydi. Yapılan bu dolgunun en büyük nedeni Avrupa yakasında, miting alanı ihtiyacını karşılamaya yönelik olmasıydı.
Tarihi Yarımada

2014 Yılından Kalanlara Bakış



2006 yılın da bu blog sitesini oluşturduğum zaman kendi tarihime not düşmeyi amaçlamıştım. Hayatın akış hızı bu siteyi çok fazla güncel tutmama izin vermese de bir çok zaman düşüncelerimi bu site üzerinden paylaştım. 
Bir çok senenin ardından değerlendirmeler de yapmıştım . Ama hali hazırda içinde bulunduğum süreç bu sene beni bu tarz bir değerlendirme yapmaktan alıkoydu. 
Bazı yaşadıklarımı kendi tarihime not düşmeye elim gitmedi açıkçası. 
Sonuçta burası benim dünyam olduğuna göre istediğim zaman da bu düşüncelerimi paylaşabiliyorum en azından. 
Facebook denen mecra her ne kadar kişisel günlük tarzındaki yazılarımın sıklığını engellese de bir şekilde o platformdan yine paylaşımlar yapabilme imkanı olması avantaj. Bu doğrultuda 2014 yılında facebook duvarım da paylaştığım fikirlerden benim için önemli olanları 2014 Yılından Kalanlara Bakış başlığının devamın da aylar itibariyle paylaşmaya kadar verdim. 
Gönlümüzce yaşayacağımız güzel bir yıl olması dileğiyle...

26 Aralık 2014

Ferrara'dan Kareler

Ferrara benim de gitmeden önce hiç adını bile duymadığım bir şehirdi.
Venedik  ile Bologna arasında bulunan bir ortaçağ şehri diyelim.
Ortaçağdan kalma duvarlar ile çevrili.
Şehrin en önemli yapıları Castello Estense ve Ferrara Katedrali.
Nüfusu 350.000 kişi olduğundan sanki etrafta kimse yokmuş hissi yaratıyor benim için.
Yolunuz düşerse konaklama için önereceğim yer ise B & B Privacy .
Sahibi yetmiş yaşlarında bir beyefendi. Otel iki katlı, iç dekorasyonu çok şık.
Bulunduğu dar sokaktan kısa bir yürüyüşle merkeze çok kolay ulaşabiliyorsunuz.












B&B Privacy Hotel 
B&B Privacy Hotel 
B&B Privacy Hotel